bu kadarı da fazla değil mi? :)
10 Şubat 2011 Perşembe
7 Şubat 2011 Pazartesi
tatlı telaş :)
tuvalete girdiğinde karşılaştığı kötü koku üstüne kalmasın diye kimse gelmeden
işini bitirip çıkmaya çalışanlardan mısınız?
31 Ocak 2011 Pazartesi
"advanced" basic turns - achieved!
sonunda!
snowboard konusunda kendim için büyük, insanlık içinse hayli önemsiz bir adım attım. sürekli fren yaptığın için aşırı yorucu "falling leaf" seviyesinden "basic turns" seviyesine geçebildim (merak ettiysen tıkla da bak). böylece temel snowboard eğitimimin de sonuna gelmiş oldum.
neden geçemiyordun dersen, board'un ucu tam eğime doğru yöneldiğinde aşırı hızlanıyor diye tırsıyordum - yani ben öyle sanıyordum. halbuki hızlanmadan o dönüşü tamamlayınca bişe olmuyormuş.
bu geçiş benim için o kadar zor oldu ki, bir kaç hafta önce yine günübirlik kartalkaya turumuzun sonunda "beceremiyorum ben bu işi, bi daha da gelmem davosa, gelsem de kayak yaparım" diyordum. hatta bu haftasonu da pek bi naz yaptım gitmeyeyim diye. ama sonunda oldu işte, oldu! sıfırdan başlayıp beni bu başarıya(!) ulaştıran çok sevgili hocam ve de kocam, sağ ol var ol!
yine çok düştüm, çok yoruldum, çok üşüdüm, ama bu kez değdi doğrusu. snowboard'la debelenmeye başladığımdan beri ilk kez hiç bitmesin, bi daha bi daha kayayım istedim.şimdi tekrar gideceğimiz günü iple çekiyorum.
bu da masaüstü arka planımdır:
bu arada kayak hele de snowboard lafı geçince insanların pek çoğu "ayyy çok tehlikeli" diyor. ben baştan beri aklımdan geçirmedim sakatlanma riskini falan. benim korkumun sebebi düşüp kafamı kırmak değil zira, sadece düşmek :) sonucunu düşünmek pek aklıma gelmiyor.
sen de denemek istiyorsan hiç korkma. hem bu anlattıklarım yüzünden çok zor sanma. ben 3 senede, ama toplamda 5. günümde çözdüm :) zahmetli bir spor olmasından dolayı üşenebilirsin, ama öğrenince de üşenme falan kalmıyormuş onu anladım.
hadi sağlıcakla kal!
27 Ocak 2011 Perşembe
karınca sorunsalı
beril: canıııııııım mutfağımızı karıncalar basmış, bi çaresine bakalım.
okan: yaaa ya bişe yapma, öldürme. bööyle üfleye üfleye deliklerine geri götür. höfff höööffff.
beril: ?^+&%&/&%/???
okan: valla bak, oluyo, höff höff.
:)
hayır ben de hayranım bu minik yaratıkların zekasına, gücüne. boru değil, adamların yiyeceğe ulaşma sistemi optimizasyon modellerine ilham kaynağı olmuş (inanmazsan tık). ayrıca, çıktıkları delikten çöp kutumuza çizdikleri rotayı da çok başarılı buldum. ama asmayalım da besleyelim mi be kocacım?
5 Ocak 2011 Çarşamba
olabilir de, olmayabilir de.
ben küçük ve hasta bir berilim. bir gün rapor aldım kesmedi, iyileşemedim.okanım eskiden hasta olduğunda bulaştırmamak için görüşmezdi benimle, kaçardı benden. şimdi kaçacak bir yeri yok :D zaten ikimiz birlikte hasta olduk, kardeş kardeş. aynı sabah, aynı semptomlarla uyandık.
yılbaşıydı, hastalıktı derken bu hafta sporu da saldım. okan dirayetli çıktı. yağmur altında maçını da yaptı, fitnessı da ekmedi, maşallah.
iş hayatımda bazı değişiklikler olabilir. olursa sana da söylerim. olmazsa ağzımı bile açmam.
peki ben yarın siyah ceketin altına (ince çizgileri olduğu için) koyu gri gibi görünen pileli bir etek ve içine de (beyaz gömleğim olmadığı için) mavi gömlek giyecek miyim? evet giyeceğim. gidip adam gibi siyah bir döpyez almaya vaktim ve halim var mı? hayır yok. o zaman kaderime küser, paşa paşa rüküş olurum arkadaş.
öpmiyim, hastayım.
3 Ocak 2011 Pazartesi
hoşçakal 2010!
2010 zorluklarla başlamış olsa da benim hayatımın yılı oldu kesinlikle.
nisan'da kararını alıp, haziranda nişanlanıp, kasımda evlendik. herşey çok hızlı gelişti. iyi ki de öyle olmuş. şimdi bizim sıcacık ve tamamen bizim olan bir evimiz var.
bir de özene bezene süsleyip her sene yeni süsler almayı planladığımız bir çam ağacımız...
topun üzerinden kendi görüntüsünün yansıyacağını hesap edemeyen şaşkın beril fotoğrafı...
ve müdürümün bana meksika'dan getirdiği şukela bebekler. çok sevimli değiller miii?
2011 bize bolca sağlık, huzur, gezip görmece ve spor getirsin. yanında para da olursa tadından yinmez!
hepinizin 2011 için dilediğiniz - ve hatta dilemediğiniz- güzelliklerin gerçekleşmesini diliyorum. öpüyorum!
28 Aralık 2010 Salı
tam benlik!
ayşegül dün tam "ayşegüllük" bir hareket yaptı: kız kıza buluşmamızda arzu, irem ve benim geçmiş doğumgünlerimizi sürpriz pasta ve hediyelerle kutladı. kutlamayı gören yan masadaki gençler bize bir şişe şarap gönderdi - valla bak! e biz de kadehimizi şereflerine kaldırdık tabi. tamam tamam, gençler arkadaşlarımızdı. ama biz yine de "sonunda bize de yan masadan içki gönderdileeer" diye baya bi sevindik :):)
fitnat da dün tam "fitnatlık" bir hareket yaptı: çokk cici bir yılbaşı karpostalıyla günümü güzelleştirdi. hatta o kadar ince bir insan ki hiiiç alakası olmadığını bildiğimiz halde fitnat&talat diye kartı imzaladı :)
aa bu arada talat da geçenlerde tam "talatlık" bir hareket yaptı, nasıl atladım. kendisine sürpriz yaparak bayramda diyarbakıra giden fitoya sürprizin kralıyla karşılık verdi ve evlenme teklif etti! allaaaam bir ailenin erkeklerinin hepsi mi böyle romantik olur! canlarım benim... çoook mutlu olacaklar, biliyorum. bu iki pıtırcığın ilişkinin en inanılmaz tarafından bahsetmek istiyorum yeri gelmişken: tanıdığın kaç tane fitnat kaç tane talat var? peki sen şunu biliyor musun: Taaşşuk-u Talat ile Fitnat (Talat ile Fitnat'ın Aşkları) diye bir kitap var!!! - tık tık
okan'dan tam "okanlık" harketlerin ardı arkası kesilmedi. bana dünyanın en güzel snowboard montunu aldı. o da yetmedi board takımı almaya kalkıştı - neyse ki minnak ayaklarıma uygun board ayakkabısı bulunamadı. (ama iç sesim de beni tam o anda uyardı: kızım önce adam gibi kaymayı öğren!) sonra da iş yerime dünyanın en güzel çiçeklerini göndererek beni dünyanın en mutlu insanı yaptı. aradan bir hafta geçti, hala koridordan geçenler "bu koku çiçeklerden mi geliyoooor?" diye dönüp soruyorlar.
ve ailem, onlar da tam "benlik"! doğumgünümde cümbür cemaat, eskisi gibi, birlikteydik. yemekler annemden, pasta teyzemden olsa da kendi evimizde ağırladık gitgide genişleyen ailemizi. seviyorum hepsini!
fitnat da dün tam "fitnatlık" bir hareket yaptı: çokk cici bir yılbaşı karpostalıyla günümü güzelleştirdi. hatta o kadar ince bir insan ki hiiiç alakası olmadığını bildiğimiz halde fitnat&talat diye kartı imzaladı :)
aa bu arada talat da geçenlerde tam "talatlık" bir hareket yaptı, nasıl atladım. kendisine sürpriz yaparak bayramda diyarbakıra giden fitoya sürprizin kralıyla karşılık verdi ve evlenme teklif etti! allaaaam bir ailenin erkeklerinin hepsi mi böyle romantik olur! canlarım benim... çoook mutlu olacaklar, biliyorum. bu iki pıtırcığın ilişkinin en inanılmaz tarafından bahsetmek istiyorum yeri gelmişken: tanıdığın kaç tane fitnat kaç tane talat var? peki sen şunu biliyor musun: Taaşşuk-u Talat ile Fitnat (Talat ile Fitnat'ın Aşkları) diye bir kitap var!!! - tık tık
okan'dan tam "okanlık" harketlerin ardı arkası kesilmedi. bana dünyanın en güzel snowboard montunu aldı. o da yetmedi board takımı almaya kalkıştı - neyse ki minnak ayaklarıma uygun board ayakkabısı bulunamadı. (ama iç sesim de beni tam o anda uyardı: kızım önce adam gibi kaymayı öğren!) sonra da iş yerime dünyanın en güzel çiçeklerini göndererek beni dünyanın en mutlu insanı yaptı. aradan bir hafta geçti, hala koridordan geçenler "bu koku çiçeklerden mi geliyoooor?" diye dönüp soruyorlar.
ve ailem, onlar da tam "benlik"! doğumgünümde cümbür cemaat, eskisi gibi, birlikteydik. yemekler annemden, pasta teyzemden olsa da kendi evimizde ağırladık gitgide genişleyen ailemizi. seviyorum hepsini!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







